TBMM GEZİSİ

 



TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ GEZİSİ (21.08.2026)

“Ankaralı Gezginler” grubundan arkadaşımız Gökhan Ünal’dan, TBMM gezisi düzenlemek istediğini ve milletvekili bir tanıdığının yardımı ile izin alabileceğini bildiren bir duyuru geldi. I.Meclis, II.Meclis’i gezen ve gezdiren biri olarak III. Meclis gezisini kaçırırmıyım, hemen ismimi yazdırdım.



Gezi günü meclisin Dikmen Kapısı’nda buluşuyoruz. Katılımcıların çoğunu gezi gruplarından ya da  mezunlar derneğimizden tanıyorum. On sekiz kişilik grubumuz Gökhan Ünal’ın liderliğinde kapıdan içeri giriyoruz. Çantalarımız sıkı bir aramadan geçiriliyor. Çakı, kesici delici alet, hatta ayna bile içeri alınmıyor. Arkadaşlarımızın çantalarından çıkanlar,çıkışta iade edilmek üzere alıkonuluyor.

Bizi rehberlerimiz Songül Hanım ve Yunus Emre Bey karşılıyorlar. Nasıl güler yüzlü, sempatik gençler. Hep birlikte ziyaretçi kapısına doğru yürüyoruz. Bir aramada orada yapılıyor. Çantalar hem X-Ray den tekrar geçiriliyor, hem de elle aranıyor. Bizlerde kabinlerde üst aramadan geçiriliyoruz. Meclis tatilde olmasına rağmen güvenliği üst derecede sıkı tutuyorlar. Olacak o kadar bir tanecik meclisimiz var.

Armalar bittikten sonra bahçeye çıkıyoruz. Gökhan Ünal, içimizde bazı arkadaşlarımızın ODTÜ’lü olduğunu, içimizde mimar, mühendis, şehir plancısı olduğunu bu neden le ODTÜ’nün de mimarı olan Behruz Çinici’nin tasarladığı camiyi görmek istediğimizi söylüyor. Programda olmamasına rağmen isteğimiz kabul görüyor. Songül Hanım geziyi meclisin camisinden başlatıyor. Ne de olsa Bursa milletvekili Kayıhan Pala’nın misafirleri olduğumuz için ayrıcalıklı bir grubuz.

Camiye doğru giderken sağımızda çok katlı modern bir bina göze çarpıyor. Milletvekillerinin çalışma ofislerinin olduğu Halkla İlişkiler Binasıymış. Meclis hastanesi de bu bina içinde yer alıyormuş.

Halkla ilişkiler binasının olduğu yer yıllar önce ,Orta Doğu Teknik Üniversitesi’ne tahsis edilmiş. ODTÜ’lü ağabey ve ablalarımızın  Baraka’da ders gördük dedikleri derme çatma binalar bu alanda inşa edilmiş.

Halkla İlişkiler Binası, ilk olarak 1978 yılında, meclisin mimarı Clemens Holzmeister danışmanlığında Behruz Çinici tarafından tasarlanmış. Özgün tasarımıyla Türkiye modern mimarlık tarihinde ve TBMM yerleşke bütünlüğünde önemli bir yere sahipmiş. Bina,  2010 yılında yıkılmış ve yerine 2014 yılında yapımı tamamlanan bugünkü bina ortaya çıkmış. 600 milletvekilinin 550’sinin ofisi  bu binada olup geri kalan ellisi ana binada ki çalışma ofislerindelermiş.



TBMM Camii Kompleksi’nin olduğu yere geliyoruz. Rehber söylemese  cami olduğunu anlamamız mümkün değil. Solda büyük bir süs havuzu var. Camii, Mimar Behruz Çinici ve Can Çinici tarafından tasarlanmış, geleneksel cami kalıplarından uzak çağdaş bir ibadethane olmuş. Eser 1995 yılında Ağa Han Mimarlık Ödülü ile ödüllendirilmiş.


 İçinde nur çeşmesi olarak adlandırılan mermer bir sebil var. Normalde su akıyormuş ama şimdi su görmüyoruz. Cam bir bölmeden, başka bir süs havuzuna ve çok hoş bir peyzajı olan bahçeye bakıyorsun. Kıble duvarı olarak şeffaf cam kullanılmış ve havuzda sonsuzluk havuzu olarak adlandırılıyormuş. Mihrap da bu cam duvarın önünde sade bir niş şeklinde tasarlanmış.

 

Yerler turkuaz renkli halı ile kaplanmış. Şimdilerde meclis de kullanılan turkuaz renk buraya da hakim kılınmış. Kadınlar tarafı alçak siyah renkli cam korkuluk ile mekandan ayrılmış. Caminin özgün, minimalist mimarisinde klasik anlamda duvarları kaplayan hat yazıları, ayet levhaları veya çini süslemeler yer almıyor. Cami alanı 750 m2ymiş.  Bir ara yıkıp yeniden daha büyük bir cami yapalım diye bir düşünce varmış. Neyse ki bugünlerde bundan vaz geçilmiş.

Caminin çatısına çıkıyoruz. Kubbe yerine piramidal formlar görüyoruz. Minare yerine de sembolik olarak selvi ağacı dikilmiş . Caminin olduğu yerde ve sol tarafında bulunan kütüphane binası önünde revaklar var. 




Camiden sonra ana binaya giriş yapıyoruz. Giriş yaptığımız yerdeki balkondan milletvekilleri basın mensuplarına demeç veriyorlarmış. Media da gördüğümüz balkon burasıymış.


TBMM Genel Kurul Salonuna giriyoruz. Basın locasının bir üstündeki kısımdan aşağıdaki salona bakıyoruz. Songül Hanım elinde mini mikrofon ile I.Meclis, II. Meclis hakkında genel bilgiler veriyor. Şu anda içinde bulunduğumuz III.Meclis binası için
TBMM, 11 Ocak 1937'de çıkarttığı yasa ile yeni bir meclis binasının yapımı için bir yarışma düzenlenmesine karar vermiş. 1938 yılında yapılan yarışmaya 14 proje katılmış ve Atatürk’ünde  beğenisini kazanan Clemens Holzmeister'in projesinin yapılmasına karar verilmiş.

Binanın yapımına 26 Ekim 1939'da başlanmış, ancak II. Dünya Savaşı'nın başlaması ile ortaya çıkan mali sıkıntılar nedeniyle 1941 yılına kadar yapımına ara verilmiş. Binanın yapımı yıllar içinde ağır aksak ilerleyerek 1961 yılında tamamlanmış.

Tam karşımızda bulunan “Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir “yazısının altındaki yuvarlak bölümde Meclis Başkanı ve katipler oturmaktaymış. Solundaki koltuklar komisyon üyeleri içinmiş. Meclis başkanının önünde sağ tarafta milletvekillerinin konuşma yaptığı kürsü ve onun solunda ki yuvarlak bölmede ise stenograflar not tutmaktaymış. Onlarında önünde bulunan yuvarlak kürsüde ki  mikrofonlar ise kayıt için kullanılmaktaymış. Stenografların tuttuğu notların ve ses kayıtlarının çözümü yapılmakta, meclis tutanakları oluşturulmaktaymış. Yani mecliste konuşulan, tartışılan, her şey, kavga, küfür, kıyamet de dahil her şey kayıt altına alınmaktaymış.

Milletvekillerinin oturduğu koltuklar daire şeklinde yerleştirilmiş. Portakal renkli koltuklar basında yazılanın aksine ceylan derisi değil dana derisinden yapılmış. Sağ taraftaki koltuklarda iktidar, sol tarafta ki koltuklarda ise muhalefet  milletvekilleri oturmaktaymış.  Balkondaki koltuklar ise sarıya çalan açık kahve tonunda. Sol taraftaki balkon kordiplomatike ayrılmış. Sağ taraftaki balkonda ise Cumhurbaşkanı ve askeri erkan içinmiş. Cumhurbaşkanı yılda iki kere meclise gelmekteymiş. Bir meclis açılışında, bir de 23 Nisan günü Meclisin kuruluş yıldönümünde.

Bizim önümüzde basın bölümü var. Mecliste video ve ses kaydı almak yasakmış. Mecliste bu kayıt alma yetkisi TBMM TV’ye verilmiş. Basın mensupları oturumlarda sadece not tutabilmekteymişler. Aynı kural ziyaretçiler içinde geçerli. Bu nedenle biz de sadece fotoğraf çekiyoruz.


Bizim bulunduğumuz bölüm eski milletvekillerinin oturduğu bölümmüş. Arkamızdaki bölümdeki koltuklarda gerekli izinleri almış halkımıza ayrılmış. Aşağıdaki sol taraftaki kapıdan   muhalefet kulisinin, sağ taraftakinden de iktidar kulisin olduğu alana çıkılmaktaymış. Meclis tavanında bulunan on altı avize ise tarihte ki kurulan on altı Türk devletini temsil etmekteymiş.



Genel Kurul salonundan ayrılarak muhalefet kulisinin olduğu bölüme geçiyoruz. Oturma alanları, TV seyredilen bölümden geçiyoruz. Merdivenlerden iniyor ve devasa bir alana varıyoruz. Burada otuz tür yerli mermer, çini, bronz, çeşitli ahşap türleri kullanılmış. Burası meclisin “Şeref Holü” denilen bölümüymüş. Üzüm salkımı işlenmiş bronz kapıdan  Genel Kurul salonuna girilmekteymiş. Üst kat duvarında Atatürk’ün bronz maskı görülüyor.



 “Şeref Holü”nün camlı tarafındaki avluya bakan kısmında yıkık bir bölüm görülüyor. 15 Temmuz 2016 da meclise düşen üç bombadan biri buraya atılmış. Bombanın atıldığı yerdeki tahrip olan bölüm tamir edilmiş ve gördüğümüz yıkık kısım gelene gidene durumun vahametini göstermek için olduğu gibi bırakılmış. Tavanda ki Çek Cumhuriyeti’nde imal edilen avizeler, binanın camları ile birlikte parçalanmış. Avizeler Çek Cumhuriyeti tarafından eskisinin aynısı olarak imal edilerek hediye edilmiş.


                                         

Şeref Holü’nden binanın dışına çıkıyoruz. Şeref Girişi önünde fotoğraf çektiriyoruz. Meclisin ön cephesinin uzunluğu 248 metreymiş. Şeref holüne beş büyük bronz kapı ile giriliyor. Bunların ortasında olan kapının iki yanında birlik ve beraberliği simgeleyen motif göze çarpıyor. Meclisin dış cephesi bej renkli tarverten kaplı.



Meclisteki törenler hatta cenaze törenleri bu kapıların önündeki platformda yapılıyormuş. Avlunun sol tarafında bayrak direği var. Meclisteki bayrak hiçbir şekilde indirilmiyormuş. İndirilmesin de zaten.



Sağ tarafta Atatürk anıtı göze çarpıyor. Anıt, heykeltıraş Hüseyin Gezer ve mimar İmran Gezer tarafından tasarlanmış. Heykelin bronz modeli Macaristan'da üretilmiş ve 19 Mayıs 1981'de açılışı yapılmış.

Atatürk'ün sivil kıyafetli olarak merkezde yer aldığı anıtta ayrıca bir kadın ve bir erkek figürü betimlenmiş. Anıt, bağımsızlık ve özgürlük düşüncelerini sembolize etmekteymiş. Anıtın kaidesinde Atatürk'ün "Bağımsızlık ve Özgürlük Benim Karakterimdir." sözü yer alıyor. Anıtın  ön tarafında İçişleri Bakanlığı tarafına bakan kısımda  bağımsızlığı temsilen erkek figürünün elinde bayrak, meclise bakan tarafta ise özgürlüğü temsilen kadın figürünün elinde meşale kullanılmış. Bronzdan yapılan anıtın yüksekliği yaklaşık 5 metreymiş.

Tekrar binanın içine giriyoruz. Ahşap kapılı telefon kulübeleri dikkatimizi çekiyor. Cep telefonlarının icat olmadığı zamanlarda milletvekillerinin kullandığı telefon kulübeleriymiş. Hey gidi günler hey.


Meclisin kütüphanesine gidiyoruz. Gözüme küçük görünüyor. Materyaller dijitale aktarıldığı için yeterli geliyormuş. Kütüphane raflarında meclis tutanaklarının olduğu ciltler, sözlükler ansiklopediler dikkatimi çekiyor. Çalışma alanları, okuma alanları ayrılmış. Günlük gazeteler, dergiler masaların üzerinde.





Duvarda bir tabloya dikkat çekiliyor. Rus sanatçı, İzyaslay Bendetskly’nin  “Halk Komitesi Reisi Dr Cevdet Kerim Bey Hazretlerine. En bir güzel emeklerimin birisini takdis ediyorum” notuyla armağan edilen Atatürk portresi önündeyiz. Tablonun yüz ve el kısımlarında arpa buğday taneleri kullanılmış.

Cevdet Kerim İncedayı(1893-1951) Sinop eşrafından Feşmuh ailesinden Türk siyasetçiymiş. 1918'de Gülhane Askeri Tıp’tan  mezun olmuş. Harp Akademisi'ni bitirmiş. V., VI., VII., VIII. ve IX. Dönem Sinop Milletvekilliği, TBMM Başkanvekilliği ile Muhabere ve Münakale Vekilliği ve Bayındırlık Bakanlığı yapmış.

Kütüphaneden sonra tekrar muhalefet tarafından geçerek muhalefetin kullandığı bahçeden dışarı çıkıyoruz. Bahçede meclisin tasarımını yapan Mimar Clemens Holzmeister’in adına dikilmiş anıt heykelin önünde duruyoruz. Heykel iki üçgenin birleşiminden oluşmuş paralel kenar şeklinde. Heykelin ön yüzünde Holzmeister’in hayatı anlatılıyor, diğer üçgende tasarlamış olduğu binaların krokisi yer alıyor. Arka yüzünde ise tasarlamış olduğu binaların krokisi ve binaların adı yer alıyor.

Clemens Holzmeister (1886-1983) Avusturya’nın Fulpmes Köyünde doğmuş.1906-1913 yılları arasında Viyana Teknik Üniversitesi’nde mimarlık eğitimi almış. 1924’de Viyana Güzel Sanatlar Akademisine profesör olarak atanmış. Holzmeister, 1927 yılında yeni başkentin yönetim yapılarını projelendirmek üzere Türkiye’ye davet edilmiş. 1938 yılında bizzat Atatürk tarafından verilen TBMM Binası Projesini gerçekleştirme görevi üzerine, Viyana Akademisinden ayrılarak 16 yıl boyunca Türkiye’de yaşamış. 1940-1949 yılları arasında İstanbul Teknik Üniversitesi’nde profesörlük yapmış. 1949 yılında Viyana Güzel Sanatlar Akademisi’ne geri dönmüş. 1955-1957 yıllarında akademide rektör olarak görev yapmış. Hayatının son günlerine kadar çalışmaya devam eden HOLZMEISTER 1983’de Salzburg’da vefat etmiş.

Anıtın arka yüzünde Holzmeister’in Ankara’ya kazandırdığı Eserler aşağıdaki şekilde sıralanmış.

1927-1931 Milli savunma Bakanlığı

1929-1931- Genel Kurmay Başkanlığı

1929-1933 Ankara Ordu Evi

1929-1934 Bayındırlık Bakanlığı

1931-1932 Cumhurbaşkanlığı Köşkü (Gazi Evi)

1930-1934 İçişleri Bakanlığı

1930-1935 Ankara Harbokulu

1931-1933 Merkez Bankası

1932-1936 Güven Anıtı (Heykeltraş Anton Hanak ve Joseph Torak ile)

1932-1934 Güvenpark ve Zafer Bulvarı

1933-1934 Yargıtay

1933-1934 Emlak ve Kredi Bankası

1934-1935 İktisat ve Ziraat Bakanlığı( Yargıtay-Ek Bina)

1935-1936 Avusturya Sefareti

1933-1937 Vilayetler Meydanı

1938-1961 Türkiye Büyük Millet Meclisi

Ülkemize bunca eser kazandırmış Holzmeister’in anısına saygıyla….

Bir sonraki durağımız, 15 temmuz 2016 günü meclise atılan ilk  bombanın isabet ettiği yer. Burada bombanın etkisiyle yanan ve sadece kökleri kalan ağacın olduğu yere gidiyoruz. Ağacın kalan kısmı cam fanus içine alınmış. Bombanın düştüğü yere bir de üzerinde ölenlerin adının yazıldığı bir anıt yapılmış. İsimlerin çevresine de Bakara Suresi yazılmış.



 Gezimiz normalde kırk dakika kadar sürecekken, bir buçuk saat geçmiş. Yavaş yavaş çıkışa doğru gidiyoruz. Rehberlerimize teşekkür ediyoruz. Gezimize ön ayak olan Gökhan Bey’e de teşekkür ettikten sonra evlerimize dağılıyoruz.

Feryal Bekdik

Ağustos 2026- ANKARA







Yorumlar

  1. Uğur Güllüoğlu22 Ağustos 2026 19:56

    Her zamanki gibi bir solukta okunan, okuyanı da geziye katılmış gibi hissettiren bir yazı olmuş Feryal Ablacım. Ellerine sağlık

    YanıtlaSil
  2. Feryal Hocam TBMM gezisi izlenimlerinizi ilgiyle okudum. Çok güzel bir gezi olmuş. Ankara'ya hizmeti geçmiş kişileri anan değerbilirlik örneği bilgilendirici yazınız için teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Behruz hoca ile 1966 yılında Odtu'ye kaydimi yaptirmaya giderken vosvosu ile oto stop yaptım.Bana efsane rektörümüz Kemal Kurdas'i tanistirdi ama ♥️ TBMM camiisi hk hiçbir şey anlatmasını çok gùzel bir anit olmuş gerçekten Odtu ile nasıl gurur duyuyorsam bu eser için de çok zevk aldım sağol Feryal hocam

      Sil
  3. Yaverzeytinoglu@belgacom.net22 Ağustos 2026 22:24

    Özellikle Hollzmeister'in heykelini ve yapitlarini gönderirseniz sevinirim.Asistani Gabrielle Madile benim 1980-83 sevgilimdi Osman Kavala'nin yaptiracagi 1000 yatakli Dalyan Kaunos tesislerinin mimariydi.Hollzmeister 84 yaşında olmasına rağmen bizimle Klagenfurt'da kayak yapardi ve ♥️ Gaby ile birlikte biz tutan ayaklarini y yikar mesaj yapardik ne acidic ki 29 Haziran 83 gecesi gecirdigimiz trafik kazasında sonucu Gaby kainata hocasi ile bulusmaya gitti.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

BANA MEZARINI AÇTIRMA BABA

AZERBAYCAN GEZİ NOTLARI

ISPARTA BURDUR VE SAGALASSOS